31 Mayıs 2012 Perşembe

Alaçatı

“Alaca at limanında deniz yufkadır”
yazar Pirî Reis “Kitab-ı Bahriye”de
Taş avlularda, Dut kahvesinde
tavşan kanı çayımızı yudumlarken
bir öyküde biz yazalım
koyalım Camgeran’ın şişesine
rüzgarın sesini dinlerken
bu kıyılarda dolaşalım..
bir sörfçü alsın götürsün uzaklara..
Deniz buralarda yufkadır               
bulunması yüzyıllar alır
rüzgar tersine eserse
vurur belki de yine bu kıyılara



Feza



Cennetler varsa eğer

Eger cennetler varsa
yeryüzü bir cennetse
ve geçmişimiz şu ansa
belki vardır bir anlamı..
çünkü orada olsaydı burası
bizler biz olmazdık belki de.
Duygular önce geldiğinden
kime ne söz diziminden
çünkü hayat bir paragraf değildir
nede ölüm bir parantezdir.

e.e. cummings

"If", "I shall imagine" ve "Since feeling is first" şiirlerinden bir demet..
Çeviri: Feza

***************************
 
if there are any heavens
if earth was heaven
And past was present
There might be some sense
For if here was there
We wouldn't be we.
Since feeling is first
Who pays any attention
to syntax of things
for life's not a paragraph
And death i think is no paranthesis


e.e. cummings

Collection from the Poems "IF" and "I shall Imagine" & "Since feeling is first"

 

28 Mayıs 2012 Pazartesi

Emirgan


Çınaraltında çay keyfi 
ne zaman içimde bir sıkıntı
sahilde bir gezinti kafi
kuğu gibi süzülen martı,
serçeler bekler kırıntı
erguvanlar açmış tepelerde
başıma kadar mavi 
demiş ya Orhan Veli, 
işte bende bu mevsimde 
gibisi fazla, tam bir deli 
alır başımı giderim,
o sahil senin, bu sahil benim..
elimi uzatsam dokunacağım adalara
yelken açarım başka dünyalara..


Feza


Küçüğüm

Küçüğüm bir türlü büyümeyen
her ne bulursam kendimde
deli gibi önemserim..
Çocuk gibi sevinirim
en ufak bir sevgide
şımarır, tutamam içimde
işte ben böyle bir deliyim..


Feza





Ormanın Derinliklerinde


Ormanların bilinmez derinliklerinde haz
delicesine bir çoşku ıssız kumsallarda
davetsiz misafirlerin olmadığı ortamlarda
bir müzik vardır derin denizlerin çoşkusunda.
Değil insanları daha az
ama doğayı daha çok severim...
Çalarım her buluşmada
kendimden ve gelecekteki benden
hissederim evrenle iç içeyken
o sözleri, bir türlü dile getirilemeyen
ama tümüyle de gizlenilmeyen...


Lord Byron, (George Gordon)

Çeviri: Feza

There is a pleasure in the pathless woods,
There is a rapture on the lonely shore,
There is society, where none intrudes,
By the deep sea, and music in its roar:
I love not man the less, but Nature more,
From these our interviews, in which I steal
From all I may be, or have been before,
To mingle with the Universe, and feel
What I can ne'er express, yet cannot all conceal.


Lord Byron, (George Gordon)

Sahilde

Bir hafta sonu sahilde
boğaz keyfinde
tam önümde balık tutanlar
belli ki bir kısmı boğaz derdinde
bense bir bankta
kitap elimde
vapurlar önümde seyir halinde..
minik bir kayık ta,
bir o yana bir bu yana salanmakta..
nispet yapar gibi onlara,
turkuaz rengi sularda
koca vapurlar gibi yol almakta.. 

Feza







27 Mayıs 2012 Pazar

Mum Işığında Hayaller

 

Mum ışığında hayaller
kim bilir sizi nereye
götürürler...
kimi hayallerin peşinde
kimi ise geride
kalanların derdinde
puslu bir günde
kanat çırpan martılar
gibi insanlar, 
bu hayallerin içinde
mum gibi gittikçe erimekte..

Feza

Bahçedeki Gün Işığı

Bahçedeki gün ışığı
Sertleşir ve soğur gittikçe
Bu anı hapsedemeyiz
Altın bir kafes içinde
Söylendikten sonra tüm gerçekler
Affedilmeyi bekleyemeyiz.


Başına buyruk özgürlüğümüz
Bir sona yaklaşırken;
Bir çağrı yükselir yeryüzünden
Şairler ve kuşlar geçerler inişe
Ve çok yakında arkadaşım
Hiç zaman olmayacak dans etmeye


Şu güzel gökyüzü uçmak içindi
Aldırmadan kilise çanlarına
Tüm kötülük çağrılarına,
Sirenlerin yalan vaadlerine…
Fakat artık cağırıyor yeryüzü bizleri
Ölüyoruz Mısır biz, olüyoruz.


Ve affedilmeyi beklemiyoruz.
Tekrar hissizleşiyor kalbimiz
Fakat mutluyum oturduğuma
Seninle yağmur ve fırtınalar altında
Ve ayrıca minnettarız
Bahçedeki gün ışığına.



Louis MacNeice
Çeviri : Feza

 ************************

The Sunlight on the Garden

The sunlight on the garden
Hardens and grows cold,
We cannot cage the minute
Within its nets of gold;
When all is told
We cannot beg for pardon.


Our freedom as free lances
Advances towards its end;
The earth compels, upon it
Sonnets and birds descend;
And soon, my friend,
We shall have no time for dances.


The sky was good for flying
Defying the church bells
And every evil iron
Siren and what it tells:
The earth compels,
We are dying, Egypt, dying


And not expecting pardon,
Hardened in heart anew,
But glad to have sat under
Thunder and rain with you,
And grateful too
For sunlight on the garden.



 -- Louis MacNeice


İstanbul

Bu şehirin büyüsü
varsa bir sihiri
çıksın ortaya
nedir bizleri
çeken buraya..
akşamların hüzünü
dinlerken bu şarkıyı..
ince bir saz, ince bir sızı


Feza 


26 Mayıs 2012 Cumartesi

Işık



İstenir çok şey istenir
elimin altında olsun
tüm mutluluklar denir
bir anlam aranır hayatta
gözler karanlığa dalarda
beraberinde bir ışık götüren
nadir çıkar aralarında....

Feza